MANAVGAT TRAVESTİ SOĞUK

MANAVGAT TRAVESTİ

Manavgat travestileri yine böyle soğuk, hava erken kararmış ve o karanlıkta en fazla iki nefesin sığabileceği bir yer… Manavgat travesti Tepesinde sarı bir lamba. İçinde Nazlı* Teyze, çorap örüyor. O ilk sohbet sonralarını, onun gelini ve ailesiyle tanışmamı hatırlıyorum. Yıllar içinde Suna** Abla Side travesti ile ana-kız, Side travestileri abla-kardeş, arkadaş ilişkisi kuracağım bir birlikteliğe dönüşecek zamanların başlangıcıydı.Manavgat travestileri İkinci gittiğimde araştırmayı anlatmış, onlardan icazet Manavgat travesti almış, bir süre sonra çalışmayı tamamlamış, sonrasında da düzenli ziyaretlerine gitmeye devam etmiştim. Side travesti Benim için feminist etiğin başladığı yer kale altındaki iki katlı gecekonduydu. Yazları dükkan önünde çekirdek, yatır muhabbetleri, kışları, Side travestileri soba üstünde çayın fokurtusu, mandalinanın kokusu, en fazla beş nefesin sığabileceği odada ve Suna Abla’nın ağzında az kalmış dişleriyle hayata çok güldüğü muhabbetler…Nazlı Teyze kolunu kırdı, Manavgat travesti benim sevgililerim oldu, onları da aldım aldım Side travestileri götürdüm Side travesti oralara. Soğuk mutfakta buharlanan camlar, Manavgat travestileri çekildiğimiz fotoğraflar, avluda kedi, iç içe geçen odalar, Nazlı Teyze’nin ölümü, benim İstanbul maceram, geri dönüşüm, babamın kaybı… Hepsinde bir telefon uzağımdaydı Suna Abla. İkimiz de yoksulduk; ben kurslarda öğretmenlik yapıyordum, o çorap çamaşır satıp ailenin harçlığını çıkarıyordu, kocasıyla birlikte. Manavgat travesti Her gittiğimde ya ıhlamur, köyden gelen kuşburnu, ya rezene, ne bileyim ona ne iyi gelecekse artık… Ve her seferinde hep öğütler, Manavgat travestileri “aman anneni yalnız bırakma”lar, “aman kendine dikkat et” ler…Sonra Side travestileri ben evlendim. Çok sonra da bir gün dedim, ben boşanıyorum abla, bana ucuz bir ev bulalım. “Yapma gııızz” dese de kalktı gecekondu gezdi benle. Kapısız tuvaletli gecekondular, iki göz Side travesti gecekondular… “Yok” dedi “sen yapamazsın burda, iyi düşün e mi canım.Sevdiğim adamları da sevdiğim kadınları da alıp alıp götürdüm Manavgat travesti Suna Abla’ya. Bir yelek ördü bana, mor, sonra örgüsünü değiştirdi, geliştirdi, yeni moda amigurimi bebeklerden örmeye başladı. Eşe dosta da destek için dükkanda onların işlerini de sattı. Hatta bazıları kendilerininkinden iyiydi ve daha çok satıyordu, indirmedi tezgahtan. Kısmet dedi. Herkes kısmetini yer. Bir yandan belediyenin mahalleyi yenileştirme tutkusu, bir yandan sadece dışarıdan yapılan düzenleme, içeriden duvarın çökmesi ve ne turistlerin ne de belediyenin bundan zerre haberi olmaması, üstüne bir de konut hakkı iddia eden akrabalar… Bütün bunların arasında renkli ipler, plastik gözler, komşular, avludaki kedilerle birlikte bir hayat.

Leave A Response